Hou Chuoen’in China Daily’de yayınlanan “Geleceğe Hazırlanmak” başlıklı yazısı vesilesiyle, ilericilerin dikkatini bazı noktalara çekmek; işin ve işçi sınıfının geleceği üzerine kafa yoran Marksist arkadaşlara daha önce yayınlanmış bazı kaynakları hatırlatmak üzere aşağıdaki üç kaynağı sitemize koyuyoruz. İyi okumalar!

Bu kaynaklardan birincisi, Komünist Partisi Manifestosu’dur.

İkinci kaynak olarak, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya Önsöz.

Sonuncu kaynak da , 1999’da 10.Kongre’de kabul edilen TKP 6. Programı’nın Bilimsel-Teknolojik Devrim’e ayrılmış bölümü.

KOMÜNİST MANİFESTO’DAN 

Günümüze Bazı Hatırlatmalar

Marks-Engels, 1848’de yayınladıkları Komünist Manifesto’da aynen şunları söylediler:

“… Çağımızın, burjuva çağının ayırt edici bir özelliği vardır: Bu çağ, sınıf karşıtlıklarını yalınlaştırmıştır. Bütün bir toplum, iki büyük karşıt cepheye, birbiriyle dolaysızca karşı karşıya gelen iki büyük sınıfa, burjuvazi ile proletaryaya her geçen gün daha fazla bölünmektedir. …

“… Modern burjuvazinin kendisi de uzun bir gelişme sürecinin, üretim ve değişim biçimlerinde gerçekleşen bir dizi devrimin ürünüdür.

“Burjuvazi, …, modern sanayi ve dünya pazarının oluşmasından bu yana modern temsilî devlette siyasal egemenliği tek başına ele geçirmiştir. Modern devletin yürütme gücü, tüm burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir kuruldan başka bir şey değildir.

Burjuvazi, tarihsel olarak, son derece devrimci bir rol oynamıştır. (abç)

Yazının tamamı için tıklayınız...

 

TKP 6.Programı’ndan

Bilimsel-Teknolojik Devrime İlişkin Bazı Hatırlatmalar

1. Çağımız devrimler çağıdır

Günümüzde kapitalizm, üretken güçleri, 19. yüzyıl endüstri devriminde olduğundan çok daha büyük değişime uğratarak devrimcileştirmektedir.

Bilimsel ve teknolojik buluşlar, emek-yoğun üretimi, ekonomik büyümenin motoru olmaktan çıkarmıştır. Bunun sonucunda, ileri kapitalist ülkelerde endüstri proletaryasının üretim sürecinde oynadığı rol daralmaktadır. Bazı ülkelerde ise, endüstri işçilerinin sayısında mutlak azalma vardır.

Günümüzde kapitalizm, teknolojideki devrimler nedeniyle, dünya kapitalist ekonomisinde büyük değişimler yaratmış, küreselleşmeyi bambaşka bir düzeye yükseltmiştir.

Yazının tamamı için tıklayınız...

 

Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya ÖNSÖZ (1859)

Karl Marks’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya yazdığı 1859 tarihli ÖNSÖZ’ün tam metni.

***

BURJUVA iktisat sistemini şu sırayla inceliyorum: sermaye, toprak mülkiyeti; ücretli emek, devlet, dış ticaret, dünya pazarı. İlk üç başlık altında modern burjuva toplumun bölündüğü üç büyük sınıfın İktisadî varlık koşullarını inceliyorum; öteki üç başlığın birbiriyle bağlantısı besbellidir.     Sermayeyi ele alan birinci kitabın birinci kısmı, şu bölümlere ayrılmıştır: 1.meta; 2.para ya da basit dolaşım; 3. genel olarak sermaye. İlk iki bölüm, bu kitabın içeriğini oluşturmaktadır. Basılmak üzere değil, kendi aydınlanmam için uzun zaman aralıklarıyla karaladığım ve tasarlanan plan gereğince sistemli olarak hazırlanması koşullara bağlı bulunan monografiler şeklinde materyaller, toplu halde önümde bulunmaktadır.

Yazının tamamı için tıklayınız...

 

ÇEVİRİ

Mavi Yakalıların Dirilişi (mi)?

Redaktörün önsözü:

Yapay zekâ uygulamaları dünyayı hallaç pamuğu gibi atmaya henüz başladığı için ülkemizde etkisi henüz fazlaca hissedilmiyor. Ancak, eğer zaten yaşamadıysak, çok uzak olmayan bir gelecekte, yığınsal işten çıkarmalarla, işkolunun küçülmesi gibi durumlarla karşılaşacağız.

Bu röportajda da söylendiği üzere, otomasyon, işçi çıkarmak demek. Burjuvazi, işçilerdeki tepkiyi yumuşatmak üzere, “üzülmeyin yeni ve daha fazla iş olanakları çıkacak” diyor, ama kendisi de gelişmelerin nereye varacağını bilmiyor. “Burjuva ağızlara hiç güvenmemeli” sözü boşuna söylenmemiştir.

Gelişmelere işçiler açısından bakarsak, kapitalizm altındaki her teknik ilerlemenin kaderi işçi çıkartılmasıdır. Kapitalist yaptığı hiçbir şeyi işçileri insanlığı düşünerek yapmaz. Kapitalistin attığı her adımın amacı maliyeti düşürmek ve kârı azamileştirmektir. Dolayısıyla ilk olarak işçi çıkartma yoluna gider. Bunu hiç unutmamalıyız.

İşçi sınıfı teknik ilerlemeye değil, bunun kâr amacına endekslenmesine karşıdır. Sendikası eliyle sermaye sahibini, yani işvereni, işçilere yeni meslekler öğretmeye, yeni beceriler edindirmeye zorlamak onun vazgeçilmez bir görevidir.

Hem yeni becerileri kazanacağız hem de yönetmeyi öğreneceğiz. Sonra da toplumsal olarak gereksizleşen sermayenin elinden yönetimi devralıp BİZ YÖNETECEĞİZ.

Demek ki, görevimiz çok yönlüdür: Hem dünya pazarındaki gelişmeleri izleyeceğiz hem yeni meslekler öğrenip yeni beceriler kazanacağız, hem de ne yapıp yapıp yönetmeyi öğreneceğiz. Üreten biziz yöneten de biz olacağız.

***

İnşaattan nitelikli iş gücüne, elektrikçilerden tesisatçılara, mekanik işlere kadar her şey… Kurmak zorunda olduğumuz tüm yapay zekâ fabrikalarını desteklemek için çok sayıda vasıflı işçiye ihtiyacımız olacak.

Fabrikalarda ve sahadaki işlerde makinelerle birlikte çalışabilecek kişilere olan talep oldukça yüksek. Peki ama yapay zekâ çağında “iyi iş” ne anlama geliyor?

Ben Isabel Berwick. Financial Times’ın Working It programını yönetiyorum; yönetim, liderlik ve işyerleri üzerine konuşuyor, sunumlar yapıyor ve yazıyorum. Bu seride, “iş”in geleceğine dair en yakıcı meseleleri ele alacak ve üst düzey yöneticilerle, işi nasıl daha iyi hale getirdiklerini konuşacağım.

***

İnsan ilişkilerinde bir sihir, herkes açısından insani bir bağ vardır. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm ise, çalışma dünyasının geleneksel hiyerarşilerini ve statülerini altüst ediyor. Şimdiye kadar yapay zekânın beyaz yakalı, bürokratik ve profesyonel işler üzerindeki olası etkilerine büyük ilgi gösterildi. Ancak artık odak, sahada çalışan ve ama yaptığı iş masa başı olmayanlara kayıyor.

Gerçek ihtimal şu ki, bugün “beyaz yakalı” dediğimiz bazı işler, yapay zekâ ve diğer teknolojiler nedeniyle ortadan kalkacak, ya da metalaşıp sıradanlaşacak. Buna karşılık, bakım – onarım hizmeti gibi bugün “mavi yakalı” sayılan işler, tesisatçılık, elektrikçilik, zanaatkârlık gibi ve çıraklık tipi meslekler çok daha fazla değerlenecek.

Öncelikle yeni veri merkezlerinin (data centres) kurulması gerekiyor. Bunun için çok sayıda insana ihtiyaç var. Bu da veri merkezi inşa eden bir ekonomi için doğrudan ve olumlu bir gelişmedir.

Son on yıllarda yüksek öğretimi yaygınlaştırma politikaları, üniversite mezunu arayan işlere aşırı odaklanılmasına yol açtı. Bu durum vasıflı mavi yakalı işlere yönelen insan sayısında ciddi bir açık yarattı. Oysa günümüzde, özellikle dijital gelecek için yapılan devasa altyapı yatırımlarıyla birlikte, vasıflı teknik elemanlara, zanaatkârlara büyük bir ihtiyaç doğdu. Önümüzdeki beş yıl içinde dünya genelinde 2 binden fazla yeni veri merkezi kurulmasının planlandığı hesaba katılırsa, 450 binden fazla yeni teknisyen ve mühendise ihtiyaç duyulması bekleniyor. (Yazının Tamamı için Sayfaya Gidin)

ÇEVİRİ

Yapay Zekalı Geleceğe Hazırlanmak Gerek

Komünist Partisi’nin iradesiyle kapitalizmi geliştiren ve ülkenin altyapısını büyük bir hızla komünizme hazırlayan Çin Halk Cumhuriyeti’nde önemli şeyler oluyor. İzlemenizi tavsiye ederiz. Bu makale, Çin’de Yapay Zeka (Artificial Intelligence) alanında erişilen düzey ve ortaya çıkan sorunlar hakkında bizi kabaca aydınlatıyor

Hızla ilerleyen yapay zekâ (YZ) teknolojisi iş gücü piyasasını yeniden şekillendirmeye başlarken, Çinli gençler hem ciddi zorluklarla hem de önemli fırsatlarla karşı karşıya kalıyor.

Pekin’de yaşayan 28 yaşındaki Hua Yilian, 2024 yılında yapay zekâ  (YZ) sektöründe işe girdikten sonra teknolojinin istihdam piyasası üzerindeki etkisini tüm açıklığıyla yaşadı.

Büyük bir model şirkette iş geliştirme uzmanı olarak çalışan Hua, bir yapay zekâ çeviri sisteminin hayata geçirilmesine öncülük etti. Ancak kutlama neredeyse anında sona erdi. Sistemi eğitmek için onunla birlikte günlerce çalışan bir dil uzmanı, sistem devreye girer girmez işten çıkarıldı.

Hua başından geçenleri şöyle anlattı:

“Yapay zekânın pek çok işi devralacağını biliyordum. Ama bunu şahsen yaşamak insanı sarsıyor. Her gün birlikte çalıştığınız, titiz ve emekçi bir arkadaşınızın, başarıya ulaşmasına katkı sunduğu projenin kurbanı olduğunu görmek kolay değil.”

Hua’nın deneyimi, Çin’de dönüşen yapay zekâ (YZ) istihdam piyasasının keskin çelişkisini yansıtıyor: Bir yanda büyük fırsatlar, diğer yanda geleneksel rollerin hızla ortadan kalkması. Pek çok işçi değişen iş ortamında kendine yer bulma kaygısı yaşarken, ortaya çıkan tablo hem umut hem de belirsizlik taşıyor.

McKinsey Danışmanlık şirketinin raporuna göre Çin’in 2030 yılına kadar yaklaşık 6 milyon yapay zekâ uzmanına ihtiyacı olacak. Ancak mevcut yerli yetenek havuzu bu ihtiyacın yalnızca üçte birini karşılayabilecek; bu da yaklaşık 4 milyon kişilik bir açık olacağı anlamına geliyor.

Çinli istihdam platformu Zhaopin’in verilerine göre, 2025’in ilk üç çeyreğinde yapay zekâ alanındaki iş ilanları yılda yüzde 3 hızında artarken, boş pozisyonlara başvuru sayısı yüzde 39 oranında yükseldi.

Küresel ölçekte YZ dönüşümü daha da kapsamlı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), geçtiğimiz yılın mayıs ayında dünya genelindeki işlerin dörtte birinin üretken yapay zekâdan etkilenebileceği uyarısında bulundu. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 İşlerin Geleceği Raporu (The Future of Jobs Report 2025 | World Economic Forum) çalışılan işlerde yerine getirilen rollerin yüzde 22’sinin yeniden şekilleneceğini, 170 milyon yeni iş yaratılırken 92 milyon işin ortadan kalkacağını ve net 78 milyonluk bir istihdam artışı oluşacağını öngörüyor.

Pekin Üniversitesi’nin araştırmacılarına göre muhasebeciler, editörler ve genç yazılımcılar otomasyondan en çok etkilenmeye müsait meslekler arasında yer alırken, birçok mavi yakalı iş durumdan görece daha az etkilenecek. Araştırmacı Zhang Dandan, “Yapay zekâ tekrara dayalı, kuralları olan işlerde çok başarılı. Orta derecede beceri gerektiren işler YZ dönüşümünde en kırılgan alan” diye açıklıyor.

Yapay zekâ dalgası hızlanırken, birçok genç kendisine şu soruyu soruyor: “Eğer YZ geleceği yeniden yazıyorsa, ben bu sürecin neresinde olmalıyım?” (Yazının Tamamı için Sayfaya Gidin)

Değerli dostlar,

EMAR VAKFI olarak 2025 yılını onaltıncı e-kitabımızı da sitemize ekleyerek sonlandırıyoruz.

Bu yılki seminer çalışmalarımızın sonuncusunu Prof B. Gökay’ın bir alt-emperyalist kuvvet olarak Türkiye’yi değerlendirdiği çalışma ile tamamladık.

Siyasal platformda bir grup hariç sol cephede hiç kimsenin Türkiye’nin emperyalist aşamadaki varlığı üzerine ses etmemesine, hatta birilerinin ülkenin “sömürge” olduğunu ilan etmesine Marksizmin bilimini uygulamaya çalışanlar olarak şaşırmamak elde değil.

Önümüzdeki yılda hem bu konuda, hem de sendikal hareketin karşı karşıya olduğu ciddi tehditler karşısında nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair çalışmaları sürdüreceğiz.

Dünyada ve Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada ortamın oldukça karanlık olmasına rağmen, tek ve küresel kapitalist dünya pazarında süregiden sınıf mücadelesinin şaşmaz mantığına ve devrimci mücadelenin yükseleceğine olan inancımızla,

EMAR olarak tüm emekçilerin, dostlarımızın Yeni Yılını kutluyoruz.

2026’da umutlarımızı daha da büyütmek ve çoğaltmak üzere…

EMAR

Aralık 2025

Turkey’s Strategic autonomy in the 21st century 

its sub-imperialism moment
By Bulent Gokay

The theory of sub-imperialism, which originated in the 1960s, has garnered increasing attention over the last two decades. Various proponents of this theory point to Turkey as a model of such a sub-imperialist power. Over the past 30 years, Turkey has evolved into a significant industrial economy, integrated into productive networks centred on the European Union. This concept shows how Turkey can be both a subject of imperialism and an agent of imperialist practices within its spheres of influence, while also challenging traditional imperialist actors. To understand Turkey’s expansionist policies, it is essential to grasp its fragile position within the global capitalist system. The end of the Cold War in the early 1990s prompted major shifts in the organisation of the global economy that seriously challenged the dominance of the hegemonic power. As a result, the relative decline of the US has become more apparent. There is a noticeable decline in American hegemonic control over various regions. Russia and China are trying to establish their own spheres of influence. The reduced power of the USA at the top of the global hierarchy, its partial withdrawal from the Middle East, and the rise of alternative powers like Russia and China in a multipolar world have further increased the capacity of sub-imperialist powers to act. For example, Turkey is exploiting the US-Russia rivalry in Syria and expanding its influence in the region and beyond.

Seminer 51-Video / Sunum

 

SON DUYURU - 18 Aralık 2025

LAST NEWS - 18 December 2025

Sitemiz 18 Aralık 2025'de güncellendi.

 

Yapılan son etkinlik - 30 Kasım 2025

Last event - 30 November 2025

probiz-map

Amacımız

Dünyamız kapsamlı ve derin bir dönüşüm sürecinden geçmektedir.

“Eski”, “miyadı dolmuş”, “yüksek miktarda enerji ve zaman tüketen” endüstriler, endüstri kolları, teknolojiler giderek yok olurken, dünya çapında emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları, her yönden üstlerine gelen, köklü ve müthiş acılara gebe değişikliklerle yerinden oynamaktadır. On milyonlarca insan, “iş” bildikleri süreçlerin tamamen ya da kısmen ortadan kalktığına şahit olmaktadır.

Dünya işçileri bu büyük değişimler çağında ortaya çıkan fırsatlardan, süreçte yaşananlardan ders çıkarmada; tehlike ve tehditleri küresel sınıf mücadelesinin olanaklarına ve kazanımlarına çevirmede yararlanabilir ve yararlanmalıdır. Tamamı...